PROJE ÜYELERİ

Sivil Toplum Kuruluşları
Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği

Proje Ortakları:

Boğaziçi Üniversitesi
Sosyal Hizmet Kulübü
(BUSOS)
www.busos.org

Boğaziçi Üniversitesi
Mezunlar Derneği
(BÜMED)
www.bumed.org.tr


Sosyal Sorumluluğun Türkiye'nin AB'ye Giriş Sürecindeki Rolü

Bryane Michael ve Erika Öhlund

Özet: Türk ticaretinin, Türkiye ve AB pazarlarında başarıyla rekabet edebilmesi için, Türk Şirket yöneticilerinin hissedarlar ve bankerlerin yanı sıra derneklere de danışmayı düşünmeleri gerekmektedir. Türk Yönetimi AB müktesebatının gerektirdiği mevzuata zaten büyük ölçüde uyan sağlamış olabilir ancak,çevreyi koruma, müşteri güvenliği, işçi hakları, rekabet politikası ve yozlaşmanın engellenmesiyle ilgili hükümler üzerinde çalışmaya devam etmekleri gerekecek. Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Türkiye’nin bu sorunları çözmek için kullanabileceği yollardan biridir. Bu tarz bir sorumluluk, Türk şirketlerinin yerine getirdiği hayırsever yükümlülüklerden daha fazlasını gerektirir. Dahası bu sorumluluk iş çevrelerinde daha sorumlu bir şekilde çalışabilmeleri için Türk şirketlerinin hükümetle birlikte üçlü bilanço raporlaması, limited paydaş kurulu ve istişari organlar gibi programlar uygulamasını gerekli kılar.

Türkiye ve AB’nin 2004 Aralık Müzakerelerinde bir grup yorumcu, Türk şirketlerinin hükümet, sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve kendi bayileriyle daha yapıcı bir şekilde çalışabileceğini bildirdi. AB komisyonunun 2004 Türkiye ilerleme raporunda Türkiye’nin ortak pazara girebilmek adına gerekli yasaları çıkarabilmek için oldukça uğraş veriyor olmasına rağmen aynı zamanda bazı direktiflerin iç hukuka aktarılmasındaki kusurlarıyla da ilgilenmesi gerektiğinin altı çizildi. Bürokratik olmayan söylemde, “iç hukuka aktarma kusurları Türk şirketlerinin çalışanlarına nasıl muamele ettiği ve hükümet ile sendikalara bunu nasıl bildirdiği anlamına gelmektedir.

Bu kusurlar yalnızca Türkiye de değil diğer Avrupa ülkelerinde de uzun zamandır gözlenmektedir. Kurumsal Sosyal Sorumluluk hızla önem kazanmaktadır. Şirketler bu başlık altında yalnızca hissedarların değil aynı zamanda diğer paydaşları da göz önünde bulundurmaya teşvik edilmektedir. Kurumsal Sosyal Sorumluluğun pek çok farklı tanımında şirketler paydaşlarla ilişkilendirilir. Kurumsal Sosyal Sorumluluğu Avrupa Çerçevesinde destekleyen 2001 Avrupa Komisyonu Yeşil dosyasında KSS söyle tanımlanmıştır:

“Kurumsal Sosyal Sorumluluk; şirketlerin ticari faaliyetlerinde ve paydaşlarla etkileşimlerinde ihtiyari olarak sosyal ve çevresel konuları entegre etmelerini sağlayan bir kavramdır”

Bazı Türk şirketleri hali hazırda bir çeşit KSS uygulamaktadırlar. Turkcell Çağdaş Türkiye’nin Çağdaş Kızları projesiyle Doğu Anadolu’da ki kızlara burs sağlayarak yerel hükümetin bütçe yükünü hafifletmek, gelecek nesillerin refahını arttırmak ve daha eğitimli iş gücüyle daha geniş bir iş topluluğuna katkıda bulunmak amacında. Ülkeler 10 milyon meşe ağacı kampanyasına yaptığı katkılarla yerel topluluklar ve çevrenin kendisi gibi paydaşları hesaba katılmış oluyor.

Özellikle Türkiye bağlamında, hükümet en önemli paydaşlardan biridir. Ticaret birlikleri ve sendikalar gibi yarı kamusal kuruşları yoluyla, ticaret devamlı olarak hükümetle etkileşim içindedir. Bu etkileşimler çoğu zaman büyümekle birlikte, bazen “kamu gücünü” özel çıkarlar için kullanma eğilimi ortaya çıkabilir (Yolsuzluk). Yolsuzlukla mücadele eden Uluslararası bir sivil toplum örgütü olan Uluslar arası Şeffaflık Örgütünden ismi belli olmayan bir memura göre “Yolsuzluk Türkiye’nin AB’ye girmesindeki en ciddi engellerden biridir.” Önemli yolsuzluk davalarından bazıları: Cumhur Esamar ve Zeki Çakan (Enerji Bakanlığı), Koray Aydın (Bayındırlık ve İskan bakanlığı), Mesut Yılmaz (Eski Başbakan) ve Yaşar Topçu (Bayındırlık bakanlığı) iddianameleri ve buna benzer başka davalar. Ancak bu yolsuzluk örnekleri Türk şirketlerinin hükümetin de dahil olduğu paydaşlarına sorumlu olduğu sistemdeki daha ciddi problemleri gözler önüne sermektedir.

Türk şirketleri yönetim kurulu düzeyinde bir yapılanmayla Türk ticaretinin, Türkiye ve AB pazarlarında başarıyla rekabet edebilmesi için, Türk Şirket yöneticilerinin hissedarlar ve bankerlerin yanı sıra derneklere de danışmayı düşünmeleri gerekmektedir. Türk Yönetimi AB müktesebatının gerektirdiği mevzuata zaten büyük ölçüde uyan sağlamış olabilir ancak,çevreyi koruma, müşteri güvenliği, işçi hakları, rekabet politikası ve yozlaşmanın engellenmesiyle ilgili hükümler üzerinde çalışmaya devam etmekleri gerekecek. Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Türkiye’nin bu sorunları çözmek için kullanabileceği yollardan biridir. Bu tarz bir sorumluluk, Türk şirketlerinin yerine getirdiği hayırsever yükümlülüklerden daha fazlasını gerektirir. Dahası bu sorumluluk iş çevrelerinde daha sorumlu bir şekilde çalışabilmeleri için Türk şirketlerinin hükümetle birlikte üçlü bilanço raporlaması, limited paydaş kurulu ve istişari organlar gibi programlar uygulamasını gerekli kılar. Türk hükümetinin Türk ticaretinin sorumluluğunu aldığı KSS için olumlu teşvik sağlayacak mevzuatı meclisten geçirmesi gerekecek. Türk sivil toplum kuruluşlarının ise araştırmalar yapması, KSS projeleri hazırlaması ve hem hükümeti hem de ticareti gözlemlemesi gerekmektedir.

 

AB YÜKÜMLÜLÜKLERİ: BİR KSS PERSPEKTİFİ

AB’nin 8,5 trilyon euro değerindeki Pazar talebine sahip 380 milyon potansiyel tüketicisi Türk şirketleri için oldukça önemli bir müşteri tabanı oluşturmaktadır. Pek çok belirti gösteriyor ki Türk şirketleri bu pazarda oldukça başarılı bir şekilde rekabet edebilir. Kısa bir süre önce Dünya Ekonomik Forumu tarafından açıklanan İş Rekabet İndeksi Türkiye’ye 103 ülke arasında 52. sırada yer vermiştir. Türkiye, Çek Cumhuriyeti (35.) ve Mcaristan (42.) gibi ülkelerin altında yer almış olsa da; Romanya (56.), Polonya (57.) ve Bulgaristan (75.) gibi AB’ye girme yolundaki ülkeleri rekabette geride bırakmıştır. Avrupa Komisyonunun yayımladığı Yeşil Dosya’da KSS’nin rekabetçiliği arttırmada önemli rol oynadığı vurgulanmıştır. Dosyaya göre: “Çevreye karşı sorumlu, teknoloji ve ticari uygulamalarla yapılan yatırım deneyimleri yasal uyumdan daha fazlasını yapmanın bir şirketin rekabetçiliğine katkıda bulunabileceğini göstermektedir.”

KSS, Türkiye’nin AB’ye girişinde yalnızca yardımcı değil aynı zamanda gereklidir. Türkiye AB’ye giriş hazırlıkları çerçevesinde mevzuatını giderek uyumlu hale getirmektedir. Bu uyumlaştırmanın bir bölümü, bütün AB üyelerinin bir siyasi ve ekonomik birlik üyesi olarak uymak zorunda oldukları mevzuat olan AB müktesebatına uyumu gerektirir. Bu müktesebatın önemli bölümleri; çevre koruması (22. ve 23. bölümler), haklı rekabetin desteklenmesi (6. bölüm), yolsuzlukla mücadele (üyelik için temel bir kriter) gibi konuları kapsar. Fakat Greenpeace (çevreyle ilgili uluslar arası bir sivil toplum kuruluşu) gibi göz önündeki gruplara göre “Eğer KSS sürecinin yararlı olabilmesi ve halka inanılır gelebilmesi isteniyorsa; şirketler tarafından gönüllü olarak uygulanıyorsa bile yine de AB müktesebatının ve AB de mevcut diğer milli mevzuatların ötesine geçilmek zorundadır. AB düzenlemelerine uyum sağlamayan şirketlerin bu büyük pazarlara girmelerine izin verilmez.

Eğer Türkiye Avrupa pazarlarında rekabet etmek istiyorsa, KSS ile ilgili üç çeşit AB faaliyetine uyum sağlamak zorunda. (Bkz. Şema 1). Birinci faaliyet KSS’yi yaygınlaştırmayı amaçlar ve bilinçlendirme ile araştırmayı içerir. İkinci faaliyet şeffaflığı sağlamak içindir. Çevrecilik etiketleri ve sertifikalar bu tarz faaliyetlere birer örnektir.

Şema 1 AB’deki KSS Faaliyetleri

FAALİYET FAALİYETE KATILAN ÜLKELERDEN ÖRNEKLER

 
KSS’yi yaygınlaştırmak

Bilinçlendirme

Araştırma

Kamusal ve özel ortaklık

Ticari Teşvikler

Yönetim Araçları

 


Belçika 2001 de KSS ile ilgili büyük bir Avrupa konferansı düzenledi.
Danimarka Sosyal Araştırma Enstitüsü KSS gelişmelerini 2006’ya kadar denetleyecek ve bu araştırmanın sonucuna göre bir yıllık yayınlayacak.
Alman Federal Vatandaşlık Sorumluluğu Ağı sivil toplum kuruluşlarını şirketleri ve federal hükümetleri beraber çalışmaya teşvik etmektedir.
Yunanistan İş Yerinde Hijyen ve Güvenlik Enstitüsü, iş yerinde güvenliği ve sağlığı destekleyen işletmelere yıllık bir ödül vermektedir.
İspanya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iyi bir yönetim stratejisi olarak şirketleri eşit fırsatlar sağlayacak bir program hazırladı ve eylem planları oluşturup uygulamakta.

 

Şeffaflığı Sağlamak

Kanunlar

Raporlama

Etiketler

Sosyal Sorumlu Yatırım

Reklamcılık

 

Avusturya Bakanlıkları ve işletmeleri seyahat ve turizmde çocukları cinsel tacizden koruyacak bir tüzük hazırlamak için işbirliği yaptılar.
300 den fazla Hollanda şirketi çevrecilik performanslarıyla ilgili hükümete ve kamuya rapor sunmak mecburiyetindeler.
İtalya’nın bir bölgesi olan Emilia Romagna’daki sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve memurlar gerekli üretim kriterini içeren bir sosyal kalite etiketi geliştirmekteler.
İsveç Emeklilik Fonu Kanunu, milli emeklilik fonlarının yatırım faaliyetlerinde bulunurken çevresel ve etik kaygıları nasıl göz önünde bulundurduklarını açıklamalarını zorunlu kılar.
Belçika hukuku çevre üzerinde bırakacağı etkilerle ilgili yanlış yönlendiren reklamcılığı yasaklamaktadır.

 

KSS Destek Politikaları Geliştirmek

Sürdürülebilir Gelişim

Sosyal Politikalar

Çevreci Politikalar

Kamu Alımları

Mali Politikalar

Ticaret ve İhracat Politikaları

Gelişim Politikaları

 


Alman Ticaret Topluluğu hükümetle Kyoto Protokolü yönergelerini izleyeceğine dair ihtiyari olarak bir anlaşma imzaladı. 
Eğitim Alanları geliştirme programı Doğu Almanya’daki şirketlerin eğitim sunma olanaklarını arttırmayı amaçlıyor.
İsveç hükümeti organları çevreci yönetim sistemlerini benimsemek ve gelişimlerini yıllık olarak rapor etmek zorundalar.
Belçika hükümeti belli federal kamu alımlarında mağdur grupların alımını destekleyen sosyal bir hüküm getirdi.
İspanya kamu yararını amaçlayan faaliyetlere katkı sağlayan STK’lara ve işletmelere vergi imtiyazı sağlıyor.
Belçika, Fransa, Almanya ve Hollanda gibi çoğu AB ülkesi Ekonomi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatının ticaret yönergelerini takip edip ticaret sektörünü bu yönergeler hakkında bilgilendirmekteler.
Hollanda Dışişleri Bakanlığı İşbirliği Geliştirme Müdürlüğü gelişmekte olan ülkelerde KSS bilincini yükseltmeyi amaçlayan STK’ları destekliyor.

Türk ticareti ve hükümetinin paydaş gruplarının göz önünde bulundurulmalarını sağlayan önemli etmenlerden bir diğeri uluslar arası sözleşmelere uyum sağlama gerekliliğidir. Ekonomi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatının Uluslar arası Yatırım ve Çokuluslu İşletmelerle ilgili tüzüğü Türkiye’nin de içinde bulunduğu Ekonomik İşbirliği Kalkınma Teşkilatı ülkeleri ve onların kapsadığı yatırımcılar (bilgilendirme ilkesi), çalışanlar (istihdam ve sanayi ilişkileri ilkesi),  sosyal ve çevresel konular (müşteri çıkarları ve çevre ilkesi), diğer işletmeler (rekabet, bilim ve teknoloji ilkesi) ve hükümet (vergilendirme ve rüşvetle mücadele ilkesi) için oldukça somut ve işlevsel yönergeler sunuyor.

Birleşmiş Milletlerin Küresel İşbirliği Antlaşması insan hakları, emek, çevre ve yolsuzlukla mücadele gibi 4 alanda şirket icraatları için yönlendirici bir çerçeve sağlar. İnsan haklarına saygı konusu yalnızca Brüksel ve Türk hükümeti arasındaki çekişme nedeni olmaya devam etmekle kalmıyor aynı zamanda insan haklarına saygı göstermeden yurtdışında rekabet avantajı sağlaması beklenen Türk şirketleri içinde problem yaratıyor. Türk çalışma uygulaması da bir anlaşmazlık nedeni olmaya devam ediyor. Küresel İşbirliği Antlaşmasının Uluslar arası Çalışma Örgütünün Temel İlkeler ve İşyerindeki Haklar Bildirgesindekilerle aynı olan çalışma ilkeleri 4 alanı kapsar. Bu alanlar: dernek kurma özgürlüğü, toplu iş sözleşmesi hakkı, angarya ve zorla çalıştırmaya son vermek, çocuk işçi çalıştırmanın önüne geçmek ve işyerinde ayrımcılığı ortadan kaldırmak. Türk ticaretinin özellikle de tekstil ve halıcılık sektörünün bu 4 unsuru ihlal ettiği belirtiliyor. İstanbul ya da Ankara’yı ziyaret eden herhangi birinin sezebileceği gibi çevreci standartlara bağlılık oldukça gevşek durumda.

Yolsuzluk karşıtlığı, Küresel İşbirliği Antlaşmasının ve Türkiye’nin AB’ye giriş sürecinin anahtarı olacak durumda. Türkiye AB’ye girmek istiyorsa, temel zorunluluklardan biri olan Kopenhag Kriterlerine uyum sağlamak zorunda. Kopenhag Avrupa Konseyinde oluşturulan kriterler üye ülkelerin yolsuzluğu düşürmesini emretmektedir. Bu kriterlere göre ülkeler demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü garanti edecek kurumlara sahip olmalı ve işleyen bir pazar ekonomisini güvence altına alacak politikalar yürütmelidir. Ülkeleri, yolsuzluğu azaltmak için, yönlendiren daha belirli bir belge olan AB müktesebatında ise yerel mevzuatta rüşveti sivil ve kriminal bir suç kabul eden pek çok uluslar arası sözleşmeyi benimsemeleri gerektiği belirtilir.

Bu yükümlülükleri ancak Türk şirketlerinin yönetim kurulları yerine getirebilir. Birincisi yalnızca yönetim kurulları strateji geliştirebilir. Türk şirketler AB ülkelerindeki varlıklarını genişletmeliler ve böylesi bir genişleme için gerekli olan iç kapasiteleri ancak yönetim kurulu oluşturabilir. İkincisi, yönetim kurulunun şirket adına yasalara uyma konusunda mütevelli sorumluluğu vardır. Eğer Türk yöneticiler yabancı bir ülkede iş yaparken uluslar arası düzenlemelere uymazlarsa şirketleri ağır bir ceza alır ve ihlalin derecesine göre yöneticiler kişisel olarak suçlu sayılabilirler. Üçüncü olarak, yalnızca yönetim kurulu diğer ülkelerdeki faaliyetleri analiz edecek ve kendi ülkelerine uygun hale getirecek liderlik vasfını yerine getirebilir. Yalnızca Türk yöneticiler KSS dostu düzenleyici ortamda üst düzey hükümet görevlileriyle çalışmak için gerekli etkilere ve bağlantılara sahip olabilirler. Ve bu yönetim kurulları bu gerekliliklere uyabilmek için Türkiye’nin şu anda nerde durduğunu bilmek zorundalar.


Türkiye’nin Şu anki Konumu

Kurumsal Sosyal Sorumluluk Avrupa’da ticaret için oldukça önemlidir. JIPRI (2004) e göre Avrupa şirketleri KSS faaliyetlerine oldukça önem vermekteler. Şema 2 de görüldüğü gibi insan hakları şirketlerin uymak zorunda oldukları konuların listesinde başı çekmektedir. Sağlık ve Güvenlik bölümünde görüldüğü gibi Çalışma Hakları ikinci sırada yer almaktadır. Dahası pek çok deneysel çalışma gösteriyor ki; KSS faaliyetlerinin uygulanması ve şirket değeri arasında olumlu bir bağlantı var. Örneğin Hillman ve Keim (2001) paydaş serveti oluşturma ve paydaşlarla iyi ilişkiler içinde olma arasında olumlu ve oldukça belirgin bir bağlantı tespit ettiler. Paydaşlarıyla iyi ilişkiler içinde olan ve KSS faaliyetleri yürüten şirketler paydaşları için daha fazla servet yaratabiliyorlar.

Türkiye’nin çizdiği KSS yüzdesi oldukça karışık durumda. Şekil 3 Türkiye’nin pek çok ‘vekil’ KSS ölçütlerine göre aldığı sıralamayı göstermekte. İlki Türkiye’nin en düşük performansı gösterdiği KSS ölçütü olan Özgürlük Evi’nin siyasi haklar ve sivil özgürlükler indeksidir.

AB’ye yeni katılmış ülkeler ve diğer aday ülkelerle karşılaştırıldığında  Türkiye ‘kısmi özgür’ sayılan tek ülkedir. İkinci ölçüt ise Türkiye’nin araştırılan ülkeler arasında yine en düşük notu aldığı çalışma standartlarıdır. Üçüncü ölçüt, kişi başına düşen karbondioksit soluma oranı ölçülerek elde edilen çevrecilik konusu Türkiye’nin çizdiği KSS resmini biraz olsun iyileştirmektedir. Araştırmaya dahil olan ülkeler arasında Türkiye kişi başına düşen en düşük karbondioksit soluma oranını elde etmiştir.


Şekil 2   Türkiye’nin 3 KSS ölçütündeki sıralaması

 
Özgürlük Evi PH ve CH
Statüsü

Çalışma saatleri
Her Ülke İçin Uyum Yüzdesi

Karbondioksit Soluma
Yüzdesi
Türkiye
Bulgaristan
Kıbrıs
Çek cumhuriyeti
Estonya
Macaristan
Malta
Latviya
Letonya
Polonya
Romanya
Slovakya
Slovenya

Kısmen özgür
Özgür
Özgür
Özgür
Özgür
Özgür
Özgür
Özgür
Özgür
Özgür
Özgür
Özgür
Özgür

% 59.9
n/a
n/a
% 84.8
n/a
% 90.6
n/a
n/a
n/a
% 81.7
n/a
n/a
n/a

3.3
5.2
8.5
11.6
11.7
5.4
7.2
2.5
3.4
7.8
3.8
6.6
7.3

Kaynak: Özgürlük Evi, Uluslar arası Çalışma Örgütü, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı

 

Türkiye bağlamında, veriler KSS’ye verilen önem ve şirket performansı arasında niteliksel bir bağlantı olduğunu göstermekte. Dünya çapında bir fikir havuzuna göre (Türkçe bölümü Yöntem Sistem ve Danışmanlık tarafından hazırlanmıştır) dünyada her 5 müşteriden biri KSS’nin önemli olduğunu düşündükleri için şirketleri ödüllendiriyorlar ya da cezalandırıyorlar. KSS’ye verilen önem; yönetim kalitesi hakkında ya da şirket ve paydaşları arasındaki ilişkilerin sağlamlığı konusunda bilgi verici olabilir. Örneğin; Kapital dergisinin 1995 aralık sayısına göre Arçelik, Vestel, Turkcell, Koç/Sabancı, Garanti Bankası ve CocaCola Türkiye gibi en iyi üne sahip 5 Türk temelli şirketinin hepsinde bir çeşit KSS programı mevcut. Bazı otoritelere göre KSS uzun soluklu ilişkilerin sürmesini sağlayan “itibari sermaye” ve güvenin artmasına katkıda bulunmakta. Ancak sağduyu, işçileri ne iyi davranan şirketlerin daha uzun süre çalışan ve daha düşük ücret talep eden çalışanlar kazandıklarını iddia ediyor çünkü işçiler diğer kazandıkları çıkarlarla yetinebiliyor.

Türkiye’nin KSS için diğer bir kilit faktör olan yolsuzluk konusundaki performansı görece umut veriyora  benziyor. En bilinen belirleyicilerden biri olan Uluslar arası Şeffaflık (2004)Yolsuzluğu Fark etme İndeksi’ne göre Türkiye indekste 145 ülke arasında 77. sırada yer almakta. Bu sıralamayla Çek Cumhuriyeti ‘nin 26 sıra gerisinde (daha yüksek sayılar daha fazla bütünlük anlamına gelmekte), ancak Romanya’nın 10 sıra üstünde yer alıyor. Belgede, Türkiye yolsuzluk karşıtı çalışmalarla kriterlerin yolsuzlukla ilgili kısmını karşılamaya hazır gibi görünüyor. Türk meclisi Avrupa Konseyi’nin yolsuzlukla ilgili Avrupa Sivil Kanun Sözleşmesi’ni ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın Uluslar arası İş Sözleşmesi’ni çoktan onayladı. Parlementer Yolsuzlukla Mücadele Komitesi 1.200 sayfalık bir rapor hazırladı ve pek çok üst düzey düzensizliği araştırmaya başladı. 2004 Haziran’da Başbakanlık Araştırma kurulu, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, devlet hazinesi ve Devlet Planlama Teşkilatından bir çalışma grubu şeffaflığı yayma ve kamu sektöründe iyi yönetim için oluşturulan eylem planı konusunda parlementer komiteye yardım etmek için bir araya geldi.

Diğer Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında, ki bu kıyaslama Türkiye’nin AB pazarındaki rekabetçi performansını gösteren önemli bir örnektir, Türkiye KSS konusunda oldukça önemli ilk adımları atmış bulunuyor. Hala endişe konusu olsa da İnsan Hakları konusunda oldukça fazla ilerleme kaydedildi. Çalışma standartları iyileşti ve daha fazla ilerleme gerektirse de çevre koruması  büyük şehirlerin caddelerinin temiz olması sözünü tutar nitelikte. Ticaret hükümetle çalışmak zorunda olsa da yolsuzlukla mücadele giderek benimseniyor. KSS sağlama konusunda Türkiye’nin umut vaat eden başlangıcı düşünülürse, sürdürülmesi gereken bazı faaliyetler nelerdir?

Neler Yapılmalı?

KSS uygulamayı isteyen Türk ticareti pek çok faaliyeti benimseyebilir. Eğitim Türk yöneticilerinin KSS’yi desteklemek için üstlenecekleri muhtemel en önemli faaliyet olarak göze çarpmaktadır. Eğer Türk şirketleri bir KSS üyelik örgütüne katılmak, KSS sertifikalarını benimsemek, üçlü bilanço raporlaması, paydaş kurulu komiteleri başlatmak ve sosyal sorumlu bir yatırım yapmak istiyorlarsa, eğitimden geçmek zorundalar. Türk işletmeleri Türkiye Hükümeti tarafında teşvik edilmedikçe KSS’ye yanıt vermezler. Türkiye meclisi KSS dostu yasalar geçirmekte önemli bir rol oynamak durumundalar. Türk siyasi partileri de bu konuyu masaya yatırmalıdır. Şema 4’te Türk parlamenterlerinin şirketlerdeki KSS faaliyetlerine uygun ortam hazırlamak konusunda yardımcı olabilmek için atabileceği pek çok adım gösterilmektedir.

Modern Türkiye’de STK’lar oldukça önemli bir yere sahip olacaklar. Pek çok yabancı STK zaten KSS konusunda Türk ortaklarla birlikte çalışır durumdalar ve bazı Türk TESEV ve TEDMAR gibi STK’lar çeşitli faaliyetler organize etti. TÜSİAD ve TOBB gibi daha fazla üyeye sahip olan STK’lar KSS ile ilgili oturumlar sponsor oldular. Aynı zamanda Sabancı ve Bilkent gibi üniversitelerde KSS hakkındaki akademik tartışmaları ve politika tartışmalarını birleştirmek için her geçen gün daha fazla çalışıyorlar. Şema 4 Türk şirketlerinin KSS yoluyla rekabetçilini geliştirmesindeki STK’ların rolü hakkında daha geniş bilgi vermekte.


Şema 3 İşletmeler ve Kilit Paydaşlar için KSS Faaliyetleri

İşletmeler için KSS faaliyetleri

Eğitim: Şirketler KSS’yi stratejilerine, finansa, çalışmalarına, pazarlamaya, insan kaynakları yönetimine nasıl dahil edeceklerini öğrenebilirler.

Bir KSS Üyelik Organizasyonuna Katılmak: Kopenhag Merkezi ve Ticari Sosyal Sorumluluk gibi şirket üyelik organizasyonları işletmenin KSS’yi uzman bir taşeron organizasyona devretmesine imkan sağlar.

Sertifikaların Benimsenmesi: Sertifikalar şirketlerin çalıştıkları toplumlarda ciddi olarak ilgilendikleri potansiyel müşterileri, vs gösterir. Bu sertifikalardan bazıları; İSO 9000/14000 standartları, Küresel Raporlama İnisiyatifi yönergeleri, Sosyal Sorumluluk 8000 standardı ve Sorumluluk 1000 standardı.

Üçlü Bilanço Raporlaması: Şirketler işlerinin yalnızca mali değil aynı zamanda sosyal ve çevresel etkileri hakkında da rapor vermekle yükümlüler. Bazı AB ülkelerinde bu yasal bir zorunluluk olmak üzere.

Paydaş Kurulu/Komiteleri: Paydaşları, kilit müşterileri ve yönetim kurulunun yerel komitesinin önemli üyelerini bir araya getirmek şirkete bilgi akışını artırmada yarar sağlayabilir.

Sosyal Sorumlu Yatırım: Bu şirketler yüksek kirletici etkisi olan teknolojilerden ve işçi haklarına saygı göstermeyen şirketlerden uzak durabilirler.

Politikacılar için KSS faaliyetleri

KSS’yi ana siyasi partilerde başlatmak örneğin AKP, CHP,DYP ve HHP. Küçük partiler KSS’yi oy toplamak için kullanabilirler.

KSS faaliyetlerinde vergi indirimi için oy vermek:

 

KSS’yi Övmek: Kemal Atatürk’ten beri Türk hükümeti insanları eğitmede ve onları dünya ekonomisine entegre olmaya hazırlamada sürekli bir ilerleme göstermiştir.  Parlamenterler seçmenlerini doğrudan eğitebilir ve merkezi yönetimin eğitim materyalleri sağlaması emrini verebilir.

Çok uluslu Forumlarda Yer almak: KSS için çok paydaşlı bir forum olarak AB, BM, OECD, Dünya Bankası ve diğer örgütler giderek KSS’ye dahil olmaya başlıyor.

Mevcut bir bakanlıkta KSS üzerinde çalışacak bir departman oluşturmak ve/veya bir KSS bakanlık postası oluşturmak.

Milli hükümetlere KSS bağışları için fon sağlamak ve yenilikçi şirketleri ödüllendirmek.

Milli bir KS atölyesine ev sahipliği yapmak.

Bir Türk KSS kanunu yolunda katkı sağlayabilecek tüm paydaşları davet etmek.

Sivil toplum için KSS faaliyetleri

KSS’yle ilgili Forumlar Düzenlemek: Forumlar düzenleyerek ve parlamenterlerle bakanlara somut öneriler sunarak hükümete yardımcı olmak.

Şirketlere Eğitim Sağlamak: Günlük iş hayatının temposundan sıyrılan akademikler ve uzmanlar eğitim verebilirler. AB ülkelerinde bunun örneklerine rastlamak mümkün.

Veri ve Vaka Analizleri Toplamak: AB’de STK’lar anketler yaparak ticareti ve hükümeti izlemekteler.

 

Türkiye’nin STK’lara olan ilgisi oldukça önem kazanacak çünkü AB’de Sivil Sektör KSSlerde büyük rol oynamakta. STK’lar oldukça önemli çünkü halk STK’lara diğer organizasyonlardan daha çok güveniyor. Halkla ilişkiler danışmanı Edelman tarafından AB’de kamuoyu oluşturan liderler arasında yapılan bir araştırmaya göre ankete katılanların %55’i çevresel konularda STK’lara güveniyor. % 16’sı hükümete, % 13’ü medyaya ve sadece % 6’sı bu konuyla ilgili kurumlara güvendiğini belirtmiş. Bazı önemli STK’lar arasında şunlar yer alır. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi, Civicus, Uluslar arası Sosyal Sorumluluk gibi insan hakları grupları ve KSS Avrupa gibi üyelik grupları. Bu STK’lar milli atölyeler, politika kurulları, kamusal ve özel ortaklıklar ve yenilikçi KSS uygulamaları için donör fonunu kolaylaştırmak gibi yollarla işletmelerin ve politikacıların ilgilerini KSS’ye çekmekteler.

Yolsuzluk sorunu çözülmeden pek çok KSS faaliyeti ne etkili ne de inandırıcı olabilir. KSS’nin yolsuzluk karşıtı yanı düşünüldüğünde Türk şirketlerinde pek çok önlemin alınması gerektiği görülür. 2001 de TESEV tarafından yurt genelinde yapılan bir ankete göre iş adamlarının %22 si “rüşvetin ve yolsuzluğun” bugün Türkiye’nin en zorlayıcı sorunu olduğunu belirtmişler. Türk şirketlerinde yolsuzluğu azaltmak için atılması gereken iki kilit adım var. Birincisi, kurumsal sektör, hükümet ve STK’lar arası işbirliğinin sağlanması. Örneğin TOBB ve TUSİAD üyelerinin yolsuzluğa karışmama ve herhangi bir yolsuzlukla karşılaştıklarında onu rapor etme sözü vermedeki etkinliği arttırılarak ticari faaliyetler güçlendirilebilir. İkincisi ise kısıtlayıcı sorunların geniş anlamda kaldırılması. Türkiye; telekomünikasyon, bankacılık, gaz ve altyapı, artmış rekabet ve Pazar açıklığı gibi kamu sektörü dışındaki sektörlerde sınırların kaldırılması programı başlattı. IMF’nin önerileri doğrultusunda bütçe fonlarını ve bütçe dışı fonları ortadan kaldırarak mali şeffaflığı arttırmıştır. Ancak Dünya Bankasının “İş İçin İhtiyaç Duyulan Bilgiler” verisine göre, denetim hala Türk ticaretinin önünde önemli bir engel olarak durmakta.

Aynı zamanda eğitimde herhangi bir yolsuzlukla mücadele programının önemli bir unsurudur. Rockwell Collin’in çalışanların rüşveti yasaklayan uluslar arası kanunlara nasıl uyum sağlayacağına  değindiği program gibi eğitim programları ilk adımdır. Türk şirketleri de eğer Avrupa pazarında yarışmak istiyorlarsa yolsuzluğa ve rüşvete son verecek uzun dönem eğitim stratejileri uygulamak zorundadırlar.

Sonuç:

Pek çok KSS alıcısı “Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü?” diye düşünebilirler. Cevap KSS. Bu makale Türkiye’nin KSS faaliyetleri daha iyi bir ticari his yarattığı için KSS’yi benimsemesi gerektiğini savunmuyor. Açıklaması biraz karışık. Türkiye KSS faaliyetlerini Türk firmalarının beraber çalışacakları AB hükümetleri ve işletmeler gerek gördüğü için benimsemeli. Türk şirketleri KSS’yi çoktan geniş olarak düşünmeye başladılar. Şimdi Türk şirket yöneticileri kendi şirketleri içinde KSS için oturup somutça düşünmeliler.

 

© 2006 Ben de Varım! Projesi

Proje Nedir?   |   KSS Hakkında   |   Üyeler   |   Sponsorlar   |   Linkler   |   İletişim

 

Bu proje Dünya Bankası Tarafından Desteklenmektedir.

Sponsored and Hosted by Vargonen Technologies