Kurumsal Sosyal Sorumluluğun(KSS) Türk Şirketlerinde Uygulanması
Nasıl ve Neden Yapmalı
Bryane Michael, Johannes Riedmann, Serdar Dinler
Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS), Türkiye gibi Avrupa Ekonomik Topluluğu üyesi ülkelerde heyecan yaratan Anglo-Sakson kökenli bir fikirdir. Son zamanlarda yayınlanan Avrupa Birliği yeşil raporuna göre, KSS 'şirketlerin sosyal ve çevresel endişelerini, iş uygulamalarıyla ve ortaklarıyla olan ilişkileriyle gönüllü bir temelde birleştirdikleri kavram' anlamına gelmektedir. Turkcell'in Doğu'daki kız öğrencilere burslar sağlayan -Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları- programı, bir KSS örneğidir. Ülker'in, çevreyi korumayı amaçlayan '10 Milyar Meşe Palamudu Kampanyası'na katkıları, bir diğer örnektir. Peki, bu etki olumlu m olacak, olumsuz mu? Birçok Türk şirketi, yeterince bağışta bulunduklarını ve KSS'nin gereksiz olduğunu düşünebilir. Ancak, eğer AB tecrübesinin rehberliği söz konusu ise, KSS Türk rekabet gücünün önemli bir belirleyicisi olacaktır.
KSS ve AB'de Türk Rekabet Gücü
Rekabetçilik konusunda Türklerin çizdiği imaj karışıktır. Dünya Ekonomik Forumu tarafından son zamanlarda yayımlanan Ticari Rekabet Dizini, Türkiye'yi pek çok Avrupa ülkesinin altında bir sıraya koyar. Ulusal ticaret ortamının kalitesini göz önünde bulunduran dizinde, 103 ülke arasında Çek Cumhuriyeti 35. , Macaristan 42. sırayı alır. Karamsarlar, Türkiye'nin 52. oluşunu endişe verici olarak görmektedir. Ancak, Türk firmaları, AB'ye giriş sürecindeki birçok ülkeden (Romanya 56. , Polonya 57. , Bulgaristan 75.) daha rekabetçidir. Türk şirketleri AB'de rekabet edebilir. Ancak yine de rekabet güçlerini geliştirme yönünde çalışmalar yapmaları gerekmektedir.
KSS Türk rekabet gücüne katkıda bulunabilir. Capital dergisinin Aralık 1995 sayısına göre, en olumlu üne sahip 5 Türk şirketinin de -Arçelik, Vestel, Turkcell, Koç Holding/ Sabancı ve Garanti Bankası- KSS programları mevcuttur. Bazı bilim adamları, KSS'nin 'ün sermayesini' ve uzun süreli ilişkileri devam ettiren 'güven'i sağladığını savunmaktadır. Müşteriler bu markaların daha sorumlu olduklarını düşündüklerinden daha sadıktırlar. Çalışanlar da daha farklı faydalar elde ettiklerini düşünerek daha düşük ücretle ve daha uzun süre çalışırlar.
Eğer söz konusu olan Türkiye'nin AB'ye girmesi ise, KSS son derece gereklidir. Türkiye, AB'ye giriş için kanunlarını giderek hazırlıklarıyla uyumlu hale getirmektedir. Bu uyumlamanın bir kısmı, AB müktesebatını -bütün AB üyelerinin politik ve ekonomik birliğin parçaları olarak paylaşması gereken bir kurallar bütününün benimsenmesini gerektirmektedir. Müktesebatın önemli bölümleri, müşteri ve çevrenin korunması ve adil rekabetin desteklenmesi gibi KSS'yi ilgilendiren konuları kapsar. Ancak, Greenpeace gibi, tanınan, gruplara göre, kendini anlaşılır ve toplum tarafından güvenilir hale getirmek için, KSS sürecinin kendisi, - şirketler için gönüllü olurken bile- müktesebatın ve AB'de mevcut olan diğer kuralların ötesine geçmelidir. AB düzenlemelerine uymayan şirketler bu büyük pazarlara alınmayacaktır. Bu pazarlara girememek Türk şirketlerini 380 milyon potansiyel müşteriden ve 8,5 trilyon avro pazar talebinden alıkoyacaktır.
Firmalar Ne Yapabilir, Ne Yapmalıdır?
KSS'de rol almak isteyen şirketler, birçok aktivitede yer alabilir. Toplu hayırseverlik -yüce sebepler için sadece çekler yazma- KSS kapsamına girmez çünkü tüketiciler bunu bir pazarlama şekli, hatta daha yeterli kurumları fakir ve muhtaç kimselere yardım etmekten alıkoyma yolu olarak görebilir. Bunun yerine, KSS genellikle profesyonelce çalışır ve şirketlerin yıllık toplantılarında giderek artan pay ortaklarının teklifleri, çevre ve türlerin çeşitliliği gibi KSS konularını içerir. Tablo-1, Türk şirketlerinin KSS ile meşgul olmak için yapabileceği somut örnekleri göstermektedir.
Tablo-2 Türkiye için bir KSS Kanununa Yönelik Çalışmak
KSS' yi AKP, CHP, DYP, HHP gibi büyük siyasi partilere tanıtmak. SP, ANAP gibi küçük siyasi partiler durumu oy toplamak için kullanabilir!
Bir KSS kanunuyla ilgili fikirlerini almak amacıyla tüm hissedarları davet ederek ulusal bir KSS atölyesine ev sahipliği yapmak,
KSS hakkında bilgi vermek : Atatürk'ten beri Türk hükümeti toplumu eğitme ve dünya ekonomisiyle birleştirme konusunda her zaman ilerleyen bir grafik çizmiştir. Parlamenterler kendi seçim bölgelerini direk eğitebilir ya da merkezi hükümetten gereken eğitim araçlarını sağlamasını isteyebilir.
Çok uluslu forumlara katılmak: KSS için çok hissedarlı bir forum olarak AB ve BM, AET, Dünya Bankası ve diğer organizasyonlar giderek KSS çalışmalarına dâhil olmaktadır.
KSS üzerinde çalışmak için mevcut bakanlıkların birinde bölüm kurmak ve/veya KSS ile ilgili bir bakanlık kurmak,
Ulusal hükümetleri KSS bağışları için fonlarla ve yenilikçi şirketleri ödüllerle desteklemek,
KSS aktiviteleri için vergi indirimlerine gitmek - vergi indirimleri, vergi geliri ve uyumunu artıracak önemli mali politika amaçlarının aleyhinde olabilir, harici unsurları dâhili kılabilir.
Sivil Toplum Kuruluşlarının Gerçekleştirebileceği Aktiviteler:
AB'de sivil toplum kuruluşları KSS' de büyük rol oynar çünkü insanlar STK'lara diğer organizasyonlardan daha çok güvenir. AB çapındaki bir araştırmada, araştırmaya katılanların %55'inin çevreyle ilgili konularda STK'lara güvendiği, yalnızca %16'sının hükümete, %6'sının şirketlere, %13'ünün de medyaya güvendiği görülmüştür. Bazı önemli STKlar, Sürdürülebilir Kalkınmada Dünya İş Konseyi'ni ve Civicus, Social Accountability Interational gibi insan hakları gruplarını ve KSS Avrupa gibi üyelik gruplarını içerir. Bu STKlar, ulusal atölyeler, politika komiteleri, halka açık özel ortaklıklar düzenleyerek ve yenilikçi KSS projeleri için bağışlar sağlayarak KSS konularını iş dünyasının ve politikacıların gündemine getirir.
Modern Türkiye'de STKların çok önemli bir rolü vardır. Birçok yabancı STK, KSS ile ilgilenmek için Türk STKlarla eşleşmeye çoktan başlamış ve TESEV ve TEDMER gibi bazı STKlar, birtakım aktiviteler düzenlemiştir. TÜSİAD ve TOBB gibi daha geniş üyelik organizasyonları STK ile ilgili toplantılara sponsor olmuş, Sabancı ve Bilkent üniversiteleri KSS ile akademik münazaraları birleştirme üzerinde çalışmalar yapmaya başlamışlardır. Tablo-3 STKların üstlenebileceği somut görevlerin bazılarını göstermektedir.
Tablo-3 Sivil Toplumun Firmaları ve Hükümeti Desteklemedeki Rolü
KSS ile ilgili forumlar düzenleme: Forumlar düzenlenerek ve parlamenterlerle bakanlara somut teklifler sunularak hükümete yardım edilebilir.
Şirketlere eğitim sağlama: Gündelik işlerin sıkıcılığından sıyrılan akademisyen ve doktorlar eğitim verebilir ve AB ülkelerinden örnekler sunabilir.
Bilgi toplama ve çalışmalar başlatma: AB'de STKlar araştırmaları yürütür ve firmaları ve hükümeti izler.
Sonuç:
Türkiye, AB pazarlarında başarıyla rekabet etmek istiyorsa, birtakım KSS aktivitelerinde yer almalıdır. Ancak sadece AB kanunlarını takip etmek ya da KSS' deki uluslararası eğilimlere göre davranmak yeterli değildir. Türkiye, zaten KSS'nin bazı alanlarında liderliğini göstermiştir ve eğer kendi şirketleriyle, hükümetiyle ve STK'larıyla beraber çalışırsa AB'yi en iyi uygulamalarla destekleyebilir. Bu sona doğru acil adımlar iş dünyasının eğitilmesi ve KSS yasasını tartışacak ulusal bir atölye üzerinde çalışmalar yapılması yönünde olacaktır.