1) Kurumsal Sosyal Sorumluluk(KSS) hakkında pek çok yorum var. Mesela Avrupa Komisyonu'na göre gönüllü bir yönetim yaklaşımı, başka kurumlara göre kurumsal itibar yönetimi ya da toplumdaki her türlü paydaşla olan ilişkilerin yönetimi. Size göre Kurumsal Sosyal Sorumluluk nedir?
Kurumsal sosyal sorumluluk; şirketlerin kendi kültürleri ve vizyonları dahilinde toplumu daha iyiye götürecek kuruluşlara gönüllü olarak katkıda bulunmasıdır. Bu katkıyla da içinde yaşadıkları topluma ilişkin bilgilerini de geliştirmeleri anlamına gelir.
2) KSS nin şirketler için özel bir yatırım olduğunu düşünüyor musunuz? Neden?
Düşünüyorum. KSS, kurumun saygınlığını arttırıyor. Özellikle rüştünü ispat etmiş sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan projeler kurumun markasına saygınlık kazandırıyor ve rekabet gücünü arttırıyor. Şirketlerin yerine getirmeleri gereken en önemli sorumluluklardan birisi, toplumsal sorunların çözümü için gerek çalışanlarını gerekse maddi olanaklarını seferber etmektir.
3) Avrupa Birliği sürecinin Türkiye'de Kurumsal Sosyal Sorumluluğu etkileyeceğini düşünüyor musunuz?
Pozitif yönde etkileyeceğini düşünüyorum. AB'ye uyum süreci bir değişim ve dönüşüm sürecidir. Ve bu süreçte iş dünyası büyük rol oynayacaktır. Ülkemizde faaliyet gösteren 6311 yabancı sermayeli işletme var. Gerek Avrupa'da gerek ABD de KSS artık kurum kültürünün bir parçası. Kurumların artık daha sistematik biçimde hayırseverlik yapması gerekiyor. Çünkü bunun sağladığı rekabet avantajı ve ürettiği toplumsal yararın geriye dönmesi şirketleri kurum olarak bu tür birliktelere zorluyor. AB ye giriş sürecinde bir takım söylemler daha çok gündeme gelmeye başladı. Kamusal yükümlülük, saygınlık oluşturma, stratejik bağış. aynı zamanda Kalite ve KAL-DER. Toplumsal sosyal sorumlulukta, KalDer Mükemmellik ödülünün 8 temel kavramlarından birisi. Şirketler Kurumsal Sorumluluğu, KAL-DER ile el ele götürdüklerinde daha güvenli bir yolda yürünecektir. Bir de dünyada bir çok fon, bir şirkete yatırım yapmadan o şirketin toplumsal sosyal sorumluluk konusundaki performansının değerlendirmeye başladı. DowJones sustainability endex mesela, bu konularda duyarlı şirketlere yatırım yapılmasına yardımcı olmak üzere oluşturulan bir endex. Türkiye'deki şirketler içinde benzer çalışmalar yapılabilir.
4) TEGV olarak, özel sektörle yaptığınız ortaklıklar var mı?
TEGV olarak özel sektörlerle yaptığınız ortaklıklar var mı? Eğitim gönüllüleri vakfında yöneticilik yaptığım sürede çok başarılı özel sektör ortaklıkları kurguladık. Örneği Citibank ile çocuklara parayı doğru kullanmayı öğreten bir içerik hazırladık. Birikim Eğitimi ve Citibank çalışanlarını gönüllü abla ve ağabey olarak kullanarak çocuklara paranın doğru kullanılma yollarını öğrettik. NOKIA şirketiyle yapılan "Düşler Atölyesi-Bağlantı Kur" programı 3 yıl boyunca NOKIA'nın sponsorluk ettiği bir KSS projesi. Plastik sanatlar yoluyla çocukların yaratıcılığını ortaya çıkaran bu etkinlik Dünya'nın 20 ülkesinde uygulanırken TEGV ulaştığı çocuk sayısı ve saha operasyon kabiliyetiyle uluslararası bir sivil toplum örgütünün verdiği "2005 Leadership" ödülünü aldı.
5) Bu ortaklıklarla ilgili düşünceleriniz nelerdir? Bu ortaklıklar nasıl sağlandı? Faydaları ve gördüğünüz çekinceler?
STKlar ve kurumlar arasında yapılan işbirliklerinin başarılı olabilmeleri için dikkat edilmesi gereken bazı konular var. İşbirliğinin hangi toplumsal soruna, nasıl bir katkı gerçekleştirdiği konusunda kurumlar arasında fikir birliğinin oluşması gerekiyor. Hedef ve ölçümleme de planlanması gereken diğer adımlar. Çünkü sonunda sağladığımızı düşündüğümüz katkının analizi yapılmalı. İletişim planı taraflarca onaylanmalı ve uygulanan programın sürekli gözlemi ve iyileştirilmesi için çalışılmalı. Kurum yöneticileri toplumun çıkarlarını şirket çıkarlarının önünde tutmalı. Bu birlikteliği sadece kurumun reklamını yapmak üzere kurgulanmış olarak görmemeli. Bu da yapılan bağış miktarının tamamının amaca uygun kullanımı ve özel çıkarlara hizmet etmemesi demektir. Sanırım Enron örneği son zamanlarda yaşanan en çarpıcı örnek. Şirketler kendilerini finansal olarak başkalarına bağımlı hale getirecek bağlantılara girmemeliler. Sırf tanıdıkları diye danışman firmaları ya da kişileri projelerde çalıştırmamalılar. İhalelerde en az 3 teklif alarak tarafsızlık ilkesiyle karar vermeliler. Hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkeleri dahilinde sorulduğunda her şeyin hesabının verilmesi gerekmektedir. Burada liderlik ön plana çıkıyor tabii. Bu ilkeler, egosu olmayan dediğim dedik nitelikte liderler tarafından değil, mütevazi ve başarılı liderler tarafından tatbik edilebilir.
6) Kurumsal Sosyal Sorumluluğun Türkiye'de daha etkin olması için önerileriniz var mı? Varsa nelerdir? Sizin KSS endeksi oluşturma fikriniz var mı? Varsa nasıl?
Şirketlerin seçtikleri alanda saygın gönüllü kuruluşlarla işbirliği yapmaları toplumsal katkının etkinliğini arttırıyor. Şirketlerin yönetim becerisi, insan ve finansal kaynakları, seçilen konu hakkında uzmanlık kazanmış gönüllü kuruluş deneyimleri ile birleştirildiğinde topluma sunulan çözümlerin etkinliği artıyor. Şirketler yaratılan bağışların halkla ilişkiler kapsamındaki yararına odaklanmayı sürdürdükleri sürece toplumsal değer yaratma fırsatını kaçıracaklardır.
7) Sivil Toplum Kuruluşları ile şirketler ne tür ortaklıklar yaparsa sizce daha etkin bir ortaklık olur?
Şirketin kurum kültürüne uygun ve şirket çalışanlarının gönüllü olabilecekleri ortaklıkların daha etkin olacağını düşünüyorum.
8) Türkiye'de ya da dünyada önemli gördüğünüz Kurumsal Sosyal Sorumluluk örnekleri var mı? Varsa neler?
Türkiye'de TURKCELL ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin KARDELENLER projesini çok beğeniyorum ve çok başarılı buluyorum. Amerika'da ise AVON Products göğüs kanserini önleme çalışmalarına katkı sağlamak için 32 milyon doların üzerinde yüksek profilli bir evden eve kampanyası başlattı ve 400 000 bağımsız satış temsilcisi görevlendirdi. Bu hastalığa karşı mücadele etmenin çok önemli bir amaç olduğuna inandığımdan bu projeyi çok beğeniyorum. Ama bu proje aynı zamanda Avon'un doğal bir uzmanlık alanına sahip olmayan bir dala yapılan bağış olduğu için hayırseverliğin toplumsal ve ekonomik değer yaratma potansiyelinin tümünü gerçekleştirmede başarısız olmuştur.
9) STKlarda sürdürülebilirlik önemli. Bunu sağlamak için idealde bir yönetim modeli var mıdır? Nasıl uygulanmalıdır?
Evet ABD de uzun yıllar yaşadım ve özel sektörde çalışarak hem kamu kuruluşlarının hem de sivil toplum örgütlerinin sürdürülebilir inşaat projelerini yönettim. ABD şirket hayırseverliği şimdilerde tehdit altında. Şirket küçülmeleri ve işten çıkarmalar şirket hayırseverliğini dönüşüme uğrattı. Allstate, Whirlpool, Citicorp, Coca-cola gibi büyük şirketler, şirketlerin kar etme stratejilerini toplumun refahıyla bağdaştırmaya ve şirketin bütün bileşenlerini toplumsal bakımdan ilgili bir rotada yönetmenin yollarını bulmaya çalışıyorlar. Ve şirketler hayırseverlik girişimlerine gerçek kurumsal güçleriyle arka çıkıyorlar. STKlara sadece finansal değil, yönetim danışmanlığı, teknoloji ve iletişim desteği ve gönüllü çalışanlardan oluşan ekipler sunuyorlar. Pazarlama ve insan kaynakları gibi iş birimlerinin bütçelerinden de fon sağlıyorlar. Şirketlerde hayırseverlik birimleriyle iş birimlerinin el ele vererek şirketlerine güçlü bir rekabet üstünlüğü kazandıran hayırseverlik stratejileri geliştiriyorlar.
Türkiye'deki şirketlerde benzeri modellerde STKları desteklemeye başladı. Gelişmiş bir ülke olmasına rağmen ABD'nin sosyal sorunları çok fazla. ABD nin gelecekteki başarısını güvence altına alması için, ülkenin, yüksek becerili işçilerin sayısını arttırmaya, yardım alanlar listesindekiler için iş yaratmaya ve kent merkezlerindeki çöküşün önüne geçmeye ihtiyacı var. Türkiye'de ise öncelikle işsizlik büyük sorun. Şimdilik aile destekli yaşama kültürü ile işsizlik krize dönmüyor ama ilerisi için bu problemin büyüyeceğini düşünüyorum. Bu durumda sosyal sektöre şirketlerin desteği kaçınılmaz oluyor. Bu iki şekilde olabilir: Çalışanların gönüllü faaliyetlere katılması ve topluluk girişimlerine para ve bağış biçiminde destek olarak. Her iki faaliyet girişimi de gözlemlediğim kadarıyla hem ABD hem Türkiye de çeşitli STKlarda başarı ile uygulanmaktadır ve teşvik edilmesi gerekir. TEGV bu konuda iyi örneklerle doludur.
10) Türkiye'de kapasite gelişimlerini tamamlamaya çalışan birçok STK var. Popüler olmak STKlar için ya da şirketlerin onlarla ortaklık yapması için önemli mi? Sizce ne derece önemli?
Bence popüler STK olmanın yolu şirket ortaklarından geçmiyor. Zengin STK olmanın yolu belki. Tabii eğer kurum bağışları iyi yönetilirse. STK'lar halktan aldıkları bağışlarla yaşayan örgütlerdir. Onları popüler kılan yaptıkları iş ve işin kalitesi olmalı. Bağışın kaynağı değil.
|