PROJE ÜYELERİ

Sivil Toplum Kuruluşları
Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği

Proje Ortakları:

Boğaziçi Üniversitesi
Sosyal Hizmet Kulübü
(BUSOS)
www.busos.org

Boğaziçi Üniversitesi
Mezunlar Derneği
(BÜMED)
www.bumed.org.tr


Güray Karacar ile Türkiye’de Kurumsal Sosyal Sorumluluk üzerine konuştuk:

  1. Bize kendinizden bahseder misiniz?

    İletişim Bilimleri eğitimimin ardından çeşitli sektörlerde yönetici olarak görev yaptım. 2003 yılında Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği kurulduktan sonra Koordinatör olarak görev aldım. 2005 yılında UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) ile birlikte yürütme kararı aldığımız “Özel sektör ve kalkınma” programı çerçevesinde Ulusal Program Koordinatörlüğü ve 2006 yılında ABD merkezli CIPE (Center for International Private Enterprise) ile oluşturduğumuz proje çerçevesinde Proje Koordinatörlüğü ve TUSIAD Kurumsal Yönetim Komitesi üyeliği görevlerini yürütmekteyim.

  2. TKYD hakkinda bilgi verir misiniz?

    Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği temelleri TUSIAD çatısı altında oluşturulan kurumsal yönetim komitesine dayanmaktadır. 1999 yılında yayımlanan OECD İlkeleri kısa bir sürede TUSIAD tarafından ele alınarak oluşturulan bu komite günümüzde faaliyetlerini halen sürdürmektedir. 2003 yılı başında kuruluşu gerçekleştirilen TKYD konu ile ilgili bilinilirlik yaratmaya yönelik çalışmalara başlamış ve ilk aşamada İstanbul merkezli panel ve seminerler düzenlemiştir. 260’a ulaşan ve tamamı Yönetim Kurulu Üyesi üyelerinden aldığı güçle faaliyetler güç kazanarak devam etmiş ve günümüzde birçok eğitim programı ve farklı proje yürüten etkin bir sivil toplum kuruluşu kimliğini kazanmıştır.

  3. KSS gecmisiniz

    KSS ile ilgili herhangi cevapta bulunmadan önce bu konunun net tanımını dikkate almak gerektiğine inanıyorum. Bir saptama yapmak gerekirse kurumsal yönetim ilkelerinden biri olan “sorumluluk” ilkesi ile KSS’nin toplumumuzda aynı algılamaya sahip olmasından endişe duyduğumu belirtmek isterim. KY’de bulunan ilkenin ortak, hissedar, çalışan ve tedarikçilere yönelik sorumlulukları konu edindiğini ve bu tanımın KSS’den ayrıştığının altını çizmek isterim.

    Özel sektörün gücünün topluma yarar sağlar kılma tanımından hareket edecek olursak önceki yıllarda yürüttüğüm “Okul sütü programı”, “Ulusal gıda sağlığı kampanyası” ve UNDP’nin halen sürmekte olan “Hayat artı” projelerini sayabiliriz.

  4. KSSnin Türkiye’deki gelisimi hakkında  neler dusunuyorsunuz?

    AB süreciyle birlikte ivme kazanması beklenen konulardan biri de şüphesiz kurumsal sosyal sorumluluk. İlk yapılanma dalgasıyla bu ivmeyi yakaladığını belirtmek maalesef mümkün değil. Bunun temel sebebi henüz bu konsepti hayata geçirmeye hazır yapıda kurumların mevcut olmamasıdır. Yaşayan bir bünye olarak kurumların öncelikle kendilerini koruma altına alan sağlıklı bir yapı için öncelikli ilkeleri hayata geçirme güdülerini bu noktada normal karşılayabiliriz. Sürdürülebilirlik ve kurumsal yönetim ilkelerini bünyesinde yaşatan kuruluşların gelecek süreçlerde topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri yönünde daha fazla örnekle karşılaşacağımızı umuyorum.

  5. STKlar KSS’de yer almalı mı, neden?

    STK’lar sosyal sorumluluk güdüsüyle ortaya çıkan kuruluşlar olarak doğaları gereği yer almak durundadırlar. Ancak STK’ların bu bilince özel sektörün desteğini almadan erişmeleri pratikte fayda sağlayamayacaktır. Dolayısıyla STK’ların faaliyetlerinde KSS’nin doğru olarak algılanması konusunda bilinçlendirme çalışmalarına her fırsatta yer vermeleri genel kabulde etken olacaktır.

    KSS’nin önündeki en büyük engellerden biri gelenek ve göreneklerimizden kaynaklanan alışkanlıklardır. Modern anlayış çerçevesinde KSSnin tanımını yapmak ve somut adımları tanımlamanın kişisel olarak ilk faaliyetler olarak yer alması gerektiğine inanmaktayım.

    Bir diğer sorun KSS konusunda uluslararası düzeyde önemli faaliyetlerde bulunan kuruluşların ülkemizde bu konuya ilgisiz kalmalarıdır. Gerekli düzenleme ve teşviklerin çalışmaması bu tarz bir yaklaşımı da mümkün kılmadığı için bu anlamda önemli gelişmeleri yakın zamanda beklememekteyim.

  6. UN’in Türkiye’de yaptığı programlar hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz?

    UN sisteminde faaliyet gösteren birçok farklı kuruluştan biri olan UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) 1999 yılında Genel Sekreter Koffi Annan tarafından verilen vizyon çerçevesinde özel sektör ile işbirliği imkanlarını araştırmaktadır. Bu noktada amaç özel sektörün gücünü toplum öne çıkan sorunları yararına kullanmaktır. Hazırlık aşamasında olan birçok proje yanında halen yürütülmekte olan “Hayata artı” projesi ve Microsoft tarafından desteklenen “Bilen bilmeyene bilgisayar öğretiyor” gibi çalışmalar bunlara örnek olarak verilebilir.

  7. AB bu gelişmeye nasıl katkıda bulunuyor?

    AB projelere sağladığı maddi destek programları ile bu konuya da destek vermektedir. Ancak ülke olarak bu kaynakları yeterli derecede kullanamadığımız ve ayrılan miktarın büyük bölümünün aktive edilmediği maalesef bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Sivil toplumun güçlenen yapısıyla ulusal / uluslararası bazda bu çalışmaların artarak hayata geçirilmesi önemli hedeflerden biridir.

    Uluslararası bazda ISO tarafından hazırlanmakta olan 26000 standardının tanıtılarak bu konu ile ilgili kesimlerde gerekli bilincin sağlanması konusunda faaliyetlerin hız kazanması beklentilerimiz arasındadır.

 

© 2006 Ben de Varım! Projesi

Proje Nedir?   |   KSS Hakkında   |   Üyeler   |   Sponsorlar   |   Linkler   |   İletişim

 

Bu proje Dünya Bankası Tarafından Desteklenmektedir.

Sponsored and Hosted by Vargonen Technologies